Fictional Physicists

Yazılmayı bekleyen bir yazıydı bu epeydir. Sonunda oturup yazabiliyorum. Daniel Faraday’in Lost Sezon 5’te başına gelen bir olaydan sonra bu yazıyı yazma kararı almıştım. Bu yazıda başlıktan da anlaşılacağı üzere kurgusal fizikçileri sıralayıp, tanıtacağım. Aslında her birini tanıyoruz. İzlediğimiz dizilerde, filmlerde, oynadığımız oyunlarda, okuduğumuz romanlarda ve çizgiromanlarda büyük rollere sahipler ve her biri önemli karakterler. Ama genelde bu karakterlerin birer fizikçi olduğuna pek dikkat edilmez. İşte bu yazının amacı dikkatleri çekmek ve gerçek hayatta olduğu gibi kurgusal evrenlerde de ne kadar önemli insanlar olduğunu göstermektir.

II. Dünya Savaşı’ndan beridir önemi sürekli artan fizikçiler, o yıllardan beri artan bir sıklıkta kurgusal dünyalarda da önemli karakterler olarak yer almaya başlamıştır. Atom bombası yapılana kadar fizikçilerin ne işe yaradığı bilinmezken, Manhattan Projesi için generaller fizikçilerin ayağına kadar gitmiştir ikna edebilmek için. Hatta bombanın yapımı bittikten sonra da çoğu fizikçi ordu tarafından çeşitli konularda danışman olarak görevlendirilmiş. Bu adamlar bu kadar önemli bir bombayı yapabiliyorlarsa o zaman diğer konularda da epey yardımları dokunabilir diye düşünmüş o zamanın generalleri. Şimdi bakınca da karizması yüksek bilimadamları arasında en önde giden gene sevgili fizikçilerimizdir. Bugün CERN’de çalışan parçacık fizikçilerinin yerinde kim olmak istemez ki? İşte gerçek dünyada oldukça önemli bir role sahip olan, günümüz teknolojilerine yön veren fizikçilerin kurgusal dünyada da ne kadar önemli rollere sahip karakterler olduğunu görmüş olacağız.

Aşağıdaki listede benim seçtiğim 10 adet kurgusal fizikçinin kısaca tanıtımları yer alacak. İşte söz konusu kurgusal fizikçiler:

Daniel Faraday – Lost

Sheldon Cooper  – The Big Bang Theory

Leonard Hofstadter – The Big Bang Theory

Rajesh Koothrappali – The Big Bang Theory

Richard ‘Dick’ Solomon  – 3rd Rock from the Sun

Doctor Manhattan  – Watchmen

Gordon Freeman – Half-Life

Emmett Brown – Back to the Future

Doctor Octopus – The Amazing Spider-Man

Bruce Banner – Hulk

Daniel Faraday – Lost

Lost‘daki en önemli karakterlerden biri tartışmasız Daniel Faraday‘dir. Eloise Hawking ve Charles Widmore çiftinin zeki oğlu çocukluğundan bugüne sürekli annesinin baskısı altında kalmıştır. Bu durumdan sürekli şikayetçi de olsa anne sözünden çıkmamıştır asla. Çocukluğundan bu yana zekası ve kendisinin bilmediği ulvi görevler yüzünden annesi tarafından fizik bilimiyle ilgilenmesi için sürekli yönlendirilmiştir.

Dr. Daniel Faraday, Oxford Üniversitesi‘nden mezun olduktan sonra The Queen’s College‘de fizikçi olarak çalışmaya başladı. Uzmanlıştığı alan ise uzay-zaman konusuydu. Açıkça söylenmemiş de olsa dizide, özellikle bu alanda uzmanlaşmasının sebebinin altında gene sevgili annesinin baskıları yatmaktadır bence. Bu alanda uzmanlaşmasının istenmesinin sebebi de tabii ki bu alanın adayla ilgili olmasıydı.

Uzay-zaman konusundaki çalışmalarına adada da devam eden Daniel, adanın gizemli tarihinde zamanda bir ileri bir giderek folloş olmuştur. Ve en sonunda da çok feci bir sonla karşılaşmıştır. Adada olayların düzelmesi için elinden geleni yaptığı halde dövülmüş, hor görülmüş, anlaşılamamış, sevdiceği ellerinde ölmüş ve annesi ne demişse yapmıştır. Tüm bu çilekeşliğine rağmen Lost’taki o esrarengiz, ne yaptığını bilen bilimadamı tavırlarıyla da gönlümüzü kazanmayı bilmiştir. Dizi boyunca yaptığı şeylerin önemi en büyük olan yegane karakter olmuştur Daniel Faraday. Seni asla unutmayacağız Daniel

Sheldon Cooper  – The Big Bang Theory

Aşmış bir kuramsal fizikçi olmanın yanında gelmiş geçmiş en enteresan dizi karakteridir Dr. Sheldon Cooper. IQ’su 187 olan bu obsesif karakterimiz Caltech‘de kuramsal fizikçi olarak çalışmaktadır. Gene Caltech’de deneysel fizikçi olarak çalışan Dr. Leonard Hofstadter‘ın ev arkadaşıdır. Özellikle Sicim Teorisi üzerinde çalışmalar yapan Dr. Sheldon Cooper, 2. sezonun finalinde Sicim Teorisi’nin ispatını yapmak üzere 3 aylığına Kuzey Kutbu‘na gitmiştir.

Üstün zekalı karakterimiz 11 yaşında üniversiteye başlayıp 14 yaşında mezun olmuştur. 1 adet master derecesine, 2 adet de doktora derecesine sahiptir. 12 yaşındayken radyoaktif izotopları bölmek için titanyum sentrüfaja – merkezkaç makinesi – ihtiyaç duymuştur. 13 yaşındayken de oturduğu bölgede ücretsiz elektrik dağıtımı amacıyla ev yapımı nükleer reaktörü için internetten yellowcake uranyum siparişi vermiştir. Tabii hükümet ajanlarının radarına yakalanınca hükümet ajanları tarafından bunun tehlikeli olduğu konusunda ikna edilmeye çalışılmıştır. Stevenson Ödülü‘nü kazanan en genç fizikçi olmuştur. Ve henüz 15 yaşındayken Almanya‘ya misafir profesör olarak gitmiştir bir kaç aylığına. İlk doktorasını 16 yaşındayken Twistor Teorisi üzerine yapmıştır.

Megolamanlığın zirve noktasında olan Sheldon ‘Yer çekimini bulmak için kafama elma düşmesi gerekmezdi.’ diyerek Isaac Newton‘dan bile üstün görmüştür kendisini. Bilim kurguya, çizgiromanlara, video oyunlarına ve Kore yemeklerine çok düşkündür. Battlestar Galactica, Star Trek, Doctor Who ve Stargate hastasıdır. Her çarşamba Halo 3 oynar. DC evrenini daha çok sever. Batman favori karakteridir ve sıklıkla Flash, Aquaman, Green Lantern, Superman tişörtleri giyer. Ve aseksüeldir.

Dr. Sheldon Cooper’ın mühendislik ile ilgili düşünceleri de çok bombadır. Mühendisleri ‘bilimin Oompa Loompa’ları‘ ve ‘semi-skilled labor‘ olarak adlandırır. Ve ona göre mühendislik, fiziğin az gelişmiş küçük kardeşidir. İnsanlarla arasındaki sosyal ilişkisini ilginç bir deneyim olarak gören bu obsesif karakteri gerçekten çok seviyorum. The Big Bang Theory’nin açık ara farkla favori karakteridir Dr. Sheldon Cooper

Leonard Hofstadter – The Big Bang Theory

Leonard HofstadterCaltech‘de deneysel fizikçi olarak çalışan Dr. Leonard Hofstadter‘ın IQ’su 173‘tür. Sheldon’la aynı daireyi paylaşmaktadır. Bu durumun çilesini katlanılır kılan tek şey ise karşı dairede oturan sarışın Penny‘dir şüphesiz. Platonik aşkı gerçek bir ilişkiye çevirmeyi başarmıştır Leonard, fakat çok uzun sürmemiştir maalesef bu. Fakat farkında olmadan da Penny’i kendine aşık edebilmiştir.

Genelde lazerler üzerinde çalışır. Helyum-neon lazeri kullanır sıklıkla. Dizideki normale en yakın karakterdir. Laktoza karşı çok hassastır. Gördüğümde hayran kaldığım bir oyunu oynayabilen – Klingon Boggle – katıksız bir nerd‘dür kendisi. Çok sağlam bir Superman çizgiroman koleksiyonu vardır. Battlestar Galactica Colonial Warrior Suit‘e sahiptir.

Her daim Sheldon’un anlaşılmaz hareketlerini açıklayan, sabırlı bir dost olmuştur. Leslie Winkle ile seks tabanlı ilişkisi onu yıpratmış olsa da hoşuna gitmiştir yeterince.

Rajesh Koothrappali – The Big Bang Theory

Diğer karakterimiz ise Dr. Rajesh Koothrappali. Wollowitz’le beraber The Big Bang Theory 4’lüsünü tamamlıyor. Caltech‘de parçacık astrofizikçisi olarak çalışan Rajesh bir Hintli‘dir. Astrofiziğin Gandhi‘si olmak en büyük hayalidir. Bir Stephen Hawking aşığıdır.

Sarhoş olmadıkça hiçbir dişiyle iletişim kuramaz. İlk sezondaki Penny’le tanışması o yüzden efsanedir Rajesh’in. Dizinin en eğlenceli karakterlerinden biridir. Wollowitz ile beraber eğlenceli diyaloglara girer. Her çarşamba Sheldon, Leonard ve Wollowitz’le beraber Halo 3 oynar. Bir bölümde Summer Glau ile karşılaşır. Kaçırılmaması gereken bölümlerinden biridir The Big Bang Theory’nin.

The Big Bang Theory karakterleri bu kadar. Wollowitz bir mühendis olduğu için listeye dahil edilmedi tabii ki. Ancak onu da seviyoruz mühendis olmasına rağmen.

Richard ‘Dick’ Solomon  – 3rd Rock from the Sun

90’ların sonlarına doğru yayınlanmaya başlayan harika bir sitcom dizisi olan 3rd Rock from the Sun‘dan Dr. Richard Solomon‘la tanışın. Dr. Solomon, Dünya’ya insanları ve insanlığı araştırması için gönderilen eğitimli bir uzaylı grubunun High Commander‘ıdır. Yaşlı bir insan formunda gelmiştir Dünya’ya. Pendelton State Üniversitesi‘nde fizik profesörü olarak çalışmaktadır. İlk bölümde durumundan şikayetçi olarak “…third rate planet, has a job at a third rate university, and now we are looking at a third floor apartment.” şeklinde bir cümle söylemiştir.

Muhakkak izlenilmesi gereken ve tavsiye ettiğim bu dizideki uzaylı araştırma grubu Amerikalı bir aile görünümünde gelirler Dünya’ya. Ve Dick Solomon da bu ailenin reisi ve en yaşlısı olarak şehir üniversitesinde fizik profesörlüğü yapar. Bu aile her gün, günün sonunda evlerinin çatısında oturup günün değerlendirmesini yaparlar. Bu sırada çok geyik diyaloglar çıkar ortaya. Dr. Solomon’un okuldaki öğrencilerle ve diğer hocalarla ilişkisi de görmeye değerdir.


Doctor Manhattan  – Watchmen

Dr.Manhattan Üstat Alan Moore‘un Watchmen‘inden benim favori karakterimdir Doctor Manhattan. Asıl adı Jon Osterman‘dır. Dr. Jon Osterman nükleer fizikçidir. Intrinsic Field subtractor‘ın içinde hapsolduktan sonra mavi derili bir süper-insana dönüşmüş ve Amerika’nın Vietnam Savaşı’nı kazanmasını sağlamıştır tek başına. Amerikan Hükümeti’nin elindeki bu büyük güç Sovyet Birliği’ni rahatsız etmiştir ve Watchmen’in hikayesinin de temelini oluşturan Nükleer Kıyamet paranoyasının başlamasına sebep olmuştur.

Moore, Doc Manhattan’ı Captain Atom karakterini baz alarak tasarlamış. ‘Bir çeşit kuantum süper-kahramanı‘ olarak düşünülmüş. Star Trek’ten Spock’a da benzetebiliriz. Kendisi eskiden bir insanken, kazadan sonra insanlar ve insanlık çok anlamsız gözükmeye başlamıştır Dr. Manhattan’ın gözünde. Amerikan halkı onun için ‘Superman is alive and he is American‘ demiştir. Princeton Üniversitesi‘nden mezun olmuştur. ‘Existence of life is a highly overrated phenomenon‘ diyendir. Bütün zamanları aynı anda ve devamlı algılar. Tek bir konumu ve sabit bir boyutu yoktur. Zaman algısı bambaşkadır.

İnsanlıktan uzaklaşır, insanlar ve problemleri anlamsız gözükmeye başlar. Ve en sonunda kendini Mars’a ışınlar ve orada inzivaya çekilir.

Gordon Freeman – Half-Life

Dr. Gordon Freeman, MIT Fizik bölümünü birincilikle bitirmiştir. Genel Görelik Teorisi ve kuantum dinamiği konularında uzmanlaşmış bir kuramsal fizikçidir. Çocukluk kahramanları Albert Einstein, Stephen Hawking ve Richard Feynman olan karakterimiz Black Mesa‘ya çalışmaya gittiğinde tüm hayatı değişir. Kuramsal fizikçi olarak deneylere katılıp, sonuçları analiz etmesi gerekirken birden elinde levye ve bilimum ateşli silahla farklı boyuttan gelen mahlukat avına başlar. Üstüne bir de Black Mesa’yı yok etmeye gelen askerlere karşı savaşır. Doktorasını da kuramsal fizik üzerine MIT’de yapar.

Black Mesa‘daki deney sırasında reaktörün patlaması sonucu Xen isimli boyuttan gelen yaratıkların istilasından itibaren uysal bir kuramsal fizikçiden bir Terminator‘e, bir Rambo‘ya dönen Gordon Freeman giydiği hi-tech suit‘iyle de ünlüdür. Levyeyi bize sevdiren bu bilgisayar oyunu karakteri Half-Life‘ı hayatımızda önemli bir yer teşkil etmesini sağlamıştır. Zaten bu yazı bittikten sonra Half-Life 1 ve 2’yi indirip kısa sürede bitirmek üzere oynamaya başlayacağım.


Emmett Brown – Back to the Future

Doc Brown‘u es geçemezdim böyle bir listede. Marty‘nin akıl hocası, çılgın bilimadamı Doc Brown favori karakterimizdir Back to the Future serisinden. İcat ettiği akım kapasitörü sayesinde bir DeLorean‘den zaman makinası yapmıştır. 1940’lardan önce Manhattan Projesi‘nde çalışmıştır. Daha sonraları California Üniversitesi‘nde ve MIT‘de de çalışmıştır.

İlk filmde zaman makinasının gerekli hıza ulaşması için kullanacağı plutonyumu Libya’lı teröristlerden çaldığı için vurulur. Ve olay yerindeki Marty McFly vurulan Doc’ı kurtarmak için 1955‘e gider zaman makinasını kullanarak. Tabii devam eden olaylarda 2015‘e ve 1885‘e de giderler. Doc Brown, 1885’te tanıştığı Clara Clyton‘a aşık olur ve evlenir. Doğan çocuklarına da Jules ve Verne isimlerini verirler hatta. Tabii zaman makinası da bu kadar yolculuktan sonra aynı kalmaz. DeLorean iken ilk olarak 2015’te organik atıkla çalışabilecek şekilde bir modifiyeden geçer. Ve 2015’te tüm araçların uçmasından dolayı bizim DeLorean da uçan bir araca dönüştürülür. Son olarak da zaman makinası organik atıkla çalışan, uçabilen, post-modern bir lokomotife döner. Son filmin final sahnelerinden olan Doc’ın Clara ve çocuklarıyla birlikte zaman makinası lokomotifinden el sallayarak zamanda sıçraması hala ilk izlediğimiz zamanki gibi hafızamızda taptaze duruyor.

Marty: Wait a minute. Wait a minute Doc, uh, are you telling me you built a time machine… out of a DeLorean?
Doc Brown: The way I see it, if you’re going to build a time machine into a car, why not do it with some style?

Doctor Octopus – The Amazing Spider-Man

Spider-Man‘in ezeli düşmanlarından biri, Doc Ock… Asıl adı Dr. Otto Gunther Octavius olan Doc Ock bir nükleer fizikçidir. Atom fiziği araştırmaları için beyin komutlarıyla kullanılabilen yüksek teknolojili robotik kollar yapmıştır. Bu kollar radyasyona, yüksek ısıya dayanıklı ve çok güçlüdür. Doc Ock, onları kolayca kullanabilir. Bir deney sırasında olan kaza yüzünden bu kollar Doc Ock’ın omurgasına entegre olmuştur ve artık vücudunun bir parçası haline gelmiştir. Aynı zamanda bu kazada Doc’ın iskelet sistemi de normalden oldukça fazla bir şekilde güçlenmiştir.

Deneyleri için yeterli desteği görmediğinden elverişsiz ortamlarda deneylerine devam etmiştir ve bu elverişsiz ortam yüzünden deney sırasında kaza olmuştur. Bir de Amazing Spider-Man tarihinde çok ilginç bir olay da vardır Doc Ock‘la ilgili. Sevgili Doctor Octopus‘umuz The Amazing Spider-Man #131‘de May Yenge ile evlenmiştir! İşte bahsi geçen 131. sayının kapağı:

AmSpiderman131-01

İşte kapitalist Amerika’nın düşen satışları yükseltmek için yapmayacağı sansasyonel olay yok.

Bruce Banner – Hulk

Dr. Bruce Banner, gamma bombasının testleri sırasında patlamaya maruz kalana kadar kendi halinde bir fizikçiydi. Gamma ışınlarını yedikten sonra sinirlenince insan üstü özelliklere sahip bir yeşil deve dönüşmeye başladı. Ve Hulk ismiyle anılmaya başladı. Hayatı mahvolan Bruce Banner, en ufak bir sinirsel oynamada gözü dönmüş olan Hulk’a bürünüp bir oraya bir buraya savrulmaktan huzuru bulamadı asla. Hulk iken zeka ve bilincini kaybediyordu, sinirlendikçe güçleniyordu Bruce Banner.

Hulk’a dönüştüğünde üzerindeki giysilerin yırtılmasına rağmen altındaki pantolon ve donun yırtılmadan kalması ve sürekli ”Hulk SMASH! Hulk SMASH!” diye bağırarak etrafta dolanmasıyla hafızalarımızda yer edinmiştir. Ayrıca 2008 yapımı The Incredible Hulk filmi de kesinlikle izlenmelidir.

Yazı çok uzun oldu, fakat yapacak bir şey yok. 2 parçaya bölmek istemedim. Bir kısmı biraz spoiler bilgi içerse de çok kritik konulardan bahsetmemeye çalıştım. Fictional Physics üzerinden bir kaç yazı daha yazacağım. Sonraki yazının başlığını paylaşayım mesela, Fictional Physics Books. Kurgusal fizik kitaplarının listesi ve tanıtımları yer alacak bahsi geçen yazıda.

Kurgusal dünyada ne kadar çok fizikçinin yer aldığı ve oldukça popüler karakterler olduğunu göstermeye çalıştım. Aslında bu karakterlerin her biri başlıca bir yazı konusudur. Kısaca kim olduklarından ve bulundukları kurgusal dünyadan bahsettim. Verdiğim spoiler bilgiler içinse tekrar özür diliyorum.

8 Responses to “Fictional Physicists”


  1. 1 Ali Emre Mayıs 16, 2009, 11:36 pm

    Öncelikle tebrik edeyim süper bi yazı olmuş(tur mutlaka. hala okuyorum). Ama düzen ve fikir süper.

    Yazarken OHA olduğum bi noktayı sorayım. Rajesh’in Summer Glau ile karşılaştığı bölüm hangisi lan?! kaçırmışım onu.

  2. 2 Schwanzerberg Mayıs 16, 2009, 11:41 pm

    Eyvallah dostum, beğendiysen sorun yoktur. Rajesh’in Summer Glau ile karşılaştığı bölümü hemen söylüyorum. Sezon 2’deki ‘The Terminator Decouplin’ isimli 17. bölümdür. İzlemediysen en kısa vakitte izle bence abicim. Çok güldüğüm bölümlerden biriydi.

  3. 3 Ali Emre Mayıs 16, 2009, 11:44 pm

    Okudukça yorum yapıyorum.

    Half Life serisini bir an önce oynayıp bitir de Eli Vance adlı fizikçi babamızın ne kadar delikanlı, aşmış bi adam olduğunu, ona baba demek istediğimizi tartışalım senle. Episode 2’nin sonunda bi hareketi vardır ki bunca senedir esasoğlan bellediğimiz Gordon’un karizmasının eline vermiştir kendisi

  4. 4 Schwanzerberg Mayıs 16, 2009, 11:46 pm

    Expansion pack’lere daha hiç dokunamadım bile. Ana oyunlardan sonra onları da oynayıp bitireceğim zaten. Eli Vance amcayı hiç duymamıştım lan. Merak ettim valla.

  5. 5 Ali Emre Mayıs 16, 2009, 11:50 pm

    Bir de bişey fark ettim. Herkes Battlestar Galactica hayranı sen de izle artık şunu:P Ben nerd’e nerd dememem nerd BSG izlememişse:P

    Eli Vance son expansion’da kendini aştı zaten duymaman normal. Gerçi expansion sayılmaz, Half Life serisi episodelar olarak devam ediyor artık.

  6. 6 Schwanzerberg Mayıs 16, 2009, 11:58 pm

    İzleyeceğim olum zaten. Kaçarı yok. Hem de ta en baştan, 70’lerden başlayacağım izlemeye. Remake dahil ne çekilmişse izleyeceğim. Ki Star Trek ve Stargate de var daha. Şu anki çerezlik diziler bitsin, geriye sadece BSG, Star Trek, Stargate ve animeler kalacak.

    Abi devam etmeli zaten. Ama yepyeni bir fizik motoru, grafikler ve konuyla Half-Life 3 ismiyle de çıkarılabilir oyun. Tabii yapımcılara kalmış. Biz ne çıksa oynayacağız nasılsa…

  7. 7 Leonard Mayıs 20, 2009, 10:22 pm

    Leonard gördüm ya orada, herşey bitmiştir benim için😀 muhteşem olması için başka bişey gerekmiyor bana😀

  8. 8 Schwanzerberg Mayıs 20, 2009, 11:11 pm

    😀 O zaman senin için sırf Leonard’lar üzerine bir yazı yazayım ben. Son olarak da en mükemmel Leonard olarak senden bahsederim. Sen de Schwanzerberg başlıklı bir şiir yazarsın, ödeşiriz😀


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s





%d blogcu bunu beğendi: