Star Wars Force Gathering Party

E yuh ama gerçekten. En son 4 Ekim‘de yazmışım buraya. O vakitten beridir de sayısız kez buraya yazmayı düşündüm. Ama gel gör ki Twitter denilen micro-blogging olayı blog girdisi yazma alışkanlıklarını alt üst etti. Sadece ben değil bir çok blog yazarı yazmaz oldu. Kötü. Ama gene de diyecekleri olanlar tumblr olsun, Buzz olsun, blog olsun diyeceklerini diyorlar. Sıra bana gelmişti.

Bir kaç gün önce gitmeye karar verdiğim bir etkinlik olan SW Force Gathering partisine gittim bugün. Bir iki saat erken gitmeyi düşünüyordum, ama oraya varmam 22.00‘ı buldu. Ki bu da kapının açılış saatiydi. Tabii tahmin ettiğim gibi kuyruk vardı. 1 saat kadar kuyrukta beklemem gerekti. Şikayetçi miyim? Hayır. Fan kuyruklarına hastayım. 5 saat de olsa bekleyebilirdim. Yanımda sohbet edecek fanlar ve şarjı tam dolu bir DS olduğu sürece sabaha kadar bekleyebilirdim kuyrukta. 23.00 olduğunda içeri girebildim. Bunun öncesinde kuyrukta beklerken de herkeste parti heyecanı vardı. Çok hoşuma gitti bu. Parti heyacanından kastım herhangi bir partiye giderkenki olan değil, bir SW etkinliğine gidiyor olmanın heyacanıydı. Kuyrukta bekleme faslı güzel geçti o yüzden. Kuyruğa girmeden önce ilk baktığım şey cosplay yapanların sayısıydı. 3-5 kişi sadece Trooper başlığı geçirmişti kafasına. Bir yerde Trooper başlığı falan dağıtıldı sandım. Çok kötü bir görüntüydü. Unutmak istiyorum o yüzden. Bunun dışında bir kaç cosplay girişimi olmuştu. Gerçekten çok kötüydü. Ama gene de uğraşmışlar, bir şeyler yapmışlar diye takdir ettim bu insanları. Sonuçta Türkiye‘deyiz. Asıl cosplay Roxy‘nin içerisindeydi tabii. Tüm profesyonel cosplayer‘ları içeride bulup ayrı ayrı sohbet ettim onlarla.  Bir kaç koyu SW‘cuyla daha tanışmış olduk böylece.

23.00‘ı gösterirken saatler içeri girebilmiştim. 20 TL olan giriş (öğrenci) ücretini ödedikten sonra parti alanına girişi yapmış oldum. Ücretleri ödedikten hemen sonra bileğimi damgaladılar. Bakana kadar silinmişti çoğunluğu ama Star Wars‘lu bir şeyler yazıyordu sanırım. Korktuğum gibi yoğun, güçlü bass‘ın kuvvetli ses dalgaları karşıladı beni. Ortam yer yer SW öğeleriyle süslenmiş klasik club partilerinden farksızdı. İlk dikkatimi çeken ortamın aşırı küçük oluşuydu. Evet, bildiğin göt kadardı mekan. İlk kez Roxy‘ye gidiyordum ve ilk hayal kırıklığını yaşamış oldum. İçerisi feci kalabalıktı. Ve içerideki insan sayısı kadarı da hâlâ kuyruktaydı. Kuyruktayken gördüğüm 2 güzel şeyden de bahsetmek istiyorum. Birincisi kuyrukta beklerken Roxy sokağını hemen dönünce karşımıza çıkan büyük, ışıklı Star Wars yazısı, diğeri de hemen Roxy‘nin girişinin karşısındaki SW temalı tabelalardı. Tabelalarda “Parking fans only” ile “If you’re not a fan, you will be destroyed” yazıları – tam olarak böyle olmayabilir cümleler, ama özetle buydu – bulunuyordu. Güzeldi.

İçeride diğer dikkat çeken şeyler sahne ve hemen üzerindeki büyük disko toplarıydı. Sahnede dans eden 2 Leia çakması vardı. Berbat bir cosplay‘le alakasız bir müzikte dans ediyorlardı. Sahnenin de hemen üzerindeki disko toplarından biri klasik disko topuydu, diğeri de Darth Vader kafası şeklinde disko topuydu. Evet, bildiğin devasa Vader kafası şeklinde disko topuydu. Komikti. Beğendim. Vestiyere montumu bıraktıktan sonra ilerleyebildiğim kadar ilerlemeye çalıştım sahneye doğru. Sonradan doğru düzgün bir şeyler çıkar da rahat görürüm diye. Onun yerine insanlar doluştu sahneye çalan müzikte hoplayıp zıplamak için. Dönüp vestiyer – bar arası olan kapıya yakın bölgeye geçtim. O sırada profesyonel cosplay yapmış SW fanlarını görebildim. Partiye gelme sebeplerimden biri olan Iain abiyi – nam-ı diğer Obi-Wan abi – gördüm. Yanına gittim, merhabalaştık. Ortamın aşırı gürültülü ve kalabalık olmasından şikayetçiydi o da haklı olarak. Parti boyunca sürekli alanda dolaştı ve bir dolu insanla fotoğraf çektirdi. Ama kalabalık yüzünden kostüm darmadağın oldu. Partideki en büyük sorun da buydu zaten. Cosplayer‘ların kostümlerini rahatça sergileyebileceği bir alan yoktu. Ben sahneyi bunun için kullanırlar diye düşünmüştüm ama onun yerine dans pistine çevrildi orası. Normalde belki bu amaçla kullanılıyordur, ama bir SW etkinliğinde, daha doğrusu bir cosplayer‘lı etkinlikte cosplayer‘lar için özel alan ayrılması gerekir. Adamlar kasmış o kadar kostüm, göt göte olmak yüzünden hem kostümler dağılıyor hem de kimse sergileyemiyor. Bu, partinin en kötü yanıydı zaten. Diğer kötü yanı da müziklerdi. Tamam çalan müzikler 80‘ler ağırlıklıydı, güzeldi. Ama SW partisi lan bu! Nerede SW müzikleri? Sonradan öğrendiğime göre SW temalı müzikler kapılar açıldığı vakit çalınmış. O da içeride 40-50 kişi varkenki zamana denk geliyor. Çoğunluk duyamadı yani.

Neyse bir şeyler içtikten sonra Iain abiyle konuştuk biraz. Gürültü yüzünden kastı tabii bu iş baya. Parti biter bitmez Ankara‘ya dönüyormuş. Rebel Legion ve cosplay hazırlıkları için konuşacaktık, ama gürültü ve kalabalık yüzünden yalan oldu o iş. Sonraya kaldı artık. Adam partiye CNBC-e‘nin özel konuğu olarak gelmişti ama ona özel hiçbir şey yapılmadığı için insanlar onu öylesine bir SW fanı ya da organizasyonun getirdiği “sıradan” bir cosplayer falan sandı. Tamam organizasyon çağırdı, getirdi. Ama adam yurdum topraklarındaki en baba SW‘cu, profesyonel Lucas Corp. onaylı cosplayer, Rebel Legion üyesi, 10 numara adam… Çıkmaya karar vermeme yakın bir kaç arkadaşımla karşılaştım. Cosplay yapıp gelmişlerdi. Başarılıydı kesinlikle. Başarılı demişken Royal Guard cosplay’i de başarılıydı gerçekten. Onun dışında göbekli Jedi ve Sith cosplay’leri de adama “brainfuck” yedirten cinstendi. Kostümler güzeldi, ama içindekiler devasa göbekliydi.

Partideki erkek-dişi populasyonu epey dengeliydi. Bu şaşırttı beni. Erkek baskın bir ortam olur diye tahmin ediyordum çünkü. Neyse, işte içerideki insan sayısı daha da arttıkça havalandırma yetersiz kalmaya başladı. Ben de nefes almak için kapıya attım kendimi. Tekrar inip montumu vestiyerden almadan önce Iain abiyle vedalaştık. Ankara‘daki con‘larda görüşürüz dedik. AnkaCon‘a da son anda bir işi çıktığı için gelememiş. Hazır yakalamışken kendisini, sorayım demiştim.

Sonra? Sonrasında montumu kapıp çıktım. Asude‘de asker yolcusu olan bir arkadaşı uğurlamak için toplanmış olan arkadaşlarımın yanına gittim. 4 civarı da eve vardım. Aklımda göbekli Jedi’lar, tıklım tıklım bir ortamda kostümleri dağılan insanlar, Darth Vader kafasından yapılma disko topu, abuk sabuk dans eden çakma Leia’lar, tuvalet önünde erkek arkadaşının lightsaber’ını tutmuş bekleyen hatun görüntüsü kalmıştı. Adidas‘ın SW ürünleri için yapılmış, SW ambiansı yakalanamamış, ortamın aşırı darlığından dolayı başarılı olamamış bir parti olmuştu SW Force Gathering partisi.  SW partisi diye değil de sıradan bir parti diye gitseydim belki eğlenebilirdim, ama bu haliyle benim için bir hayal kırıklığı oldu maalesef bu parti.

Deli Gücük: Düğümler – Kısım 2

Cevher Ağa bir şey söylemedi. Sessizce tütününü tüttürmeye devam etti.

Jerom ısrarcıydı: ” Sen bilirsin bunları Cevher Ağa. Ne diyor bu kahpe? Kimi fısıldar, kimi sayıklar böyle? İsa’yı mı? Musa’yı mı? Zamanında uçkur çözüp göt devirdiği tokmakçısını mı?”

Zarif, Çerkez çocuğunun terli alnına yapışmış saçlarını okşarken bir yandan da çıtırdayan ateşe bakarak mırıldandı: “Kaftarküski… Torosların bu yakasına indiğimizden beri hep aynı kelimeyi sayıkladı durdu: Kaftarküski.”

“Eyleme bizi Cevher, deyiver de sohbetin tadı olsun şu ayazlı gecede. Neymiş bu Kaftarküski?” diye sordu Jerom, çorbanın kalanını dikmeden önce. Cevher Ağa yavaşça adamlarına döndü. Yüzünün yarısı gölgelerle kaplıydı. Zarif, aşık olduğu bu müşfik yüzü ilk kez bu kadar kaygılı görüyordu. Kaygılı… Hatta belki de…

Hayır. Bu imkansızdı. Cevher Ağa ömrü hayatında hiç kimseden korkmazdı. Ne kurttan, ne kuştan. Ama şimdi sesinde hiç şahit olmadığı bir boğukluk, bir tereddüt yok muydu Ağasının?

“Bu oğlanın memleketinde bir mahluktan bahsederler: Kaftarküski… Bir nevi gece cini. Anadolu’da başka başka isimlerle bilinir. Ardahan’da Yolazdıran, Aladağlar’da Harparik, Yozgat’ta Kibilik, Diyarbekr’de Kepoz derler ona; Harput’ta Kamos, Niksar’da Aldaçı, Zile’de Hobur, Kars’da Mekir, Edirne’de Koncolos, Çukurova’da Varsaklar ona Kara-kırnak der, Sürmenedekiler ise Karakura. Sivas’ta Enkebir’dir adı. Lazlar ona Germakoçi ya da Dağkoçi der, yani “Dağ Adamı”. Çarşamba Babası veya Ahubaba diyen de çoktur ona. Yezidiler Kara Baba diye tanır. Ama şu kupkuru Bozkırın göbeğinde, kuytu Anadolu’nun çorak ve dölsüz kasıklarının ortasında onu esas Deli Gücük diye bilirler. Oğlan onu imdada çağırıyor.”

Yaylada rüzgâr iyiden iyiye hızlanmıştı. Yıldızlar, bir şey sezmişçesine, birer birer çekilmeye başladı, serpiştirildikleri engin kubbenin yüzeyinden. Şimdi etraflarındaki dağlar ayaklanıp yürümeye başlamış gibiydi. Issız zirvelerinde kol gezen rüzgârın tiz haykırışları geliyordu zifiri gecenin içinden.

Zarif, Çerkez oğlanın ustura altındaki feryatlarını düşünüp ürperdi. Jerom ise bir süre Cevher Ağa’ya baktıktan sonra, tedirginliğini gizleyemediği zorlama bir sırıtmayla sordu:

“Ne yaparmış peki bu… Deli Gücük? Adam mı yer imiş?”

Cevher Ağa etraflarını sarmış dağlara uzun uzun baktıktan sonra tuhaf bir sesle devam etti:

“Rivayetler her ilde aşağı yukarı aynı: Kara Baba, akşam ezanından sonra ıssızlarda, viranlarda ortaya çıkar. Bazen köpek, keçi ya da tilki olarak görünür. Bazen de dev gibi, kara saçlı, kara sakallı, başı kocaman, dişleri at dişi gibi iri, uzun kollu, tırnakları bir karış, asalı bir adam suretine girer. Derler ki sırtına giydiği aba aslında kendi kefenidir. Metruk köylerde, rüzgârlı yaylalarda, terk edilmiş bağlarda, çorak tarlalarda, virane değirmenlerde, kurumuş kör kuyularda, sessiz pınarlarda, kara korularda, uğultulu höyüklerde gezer.”

Jerom bir şey diyecek gibi oldu, sonra sustu.

Ağa devam etti: ” Deli Gücük ateşte yanmaz; kuşa, kurda dönüşür; istediğini almazsa sığıra, koyuna, sahibine, soyuna sopuna ölüm getirir; ağaç kabuğundan canlı balık yapar; kendisine içecek vermeyenin davarları ölür, evine yıldırım düşer; omuzlarında 2 tane sedir ağacı çıkar, kuru odunu yeşil ulu ağaç yapar, aynı anda yedi yerde olur. Tepesinde ona refakat eden yedi uğursuz karga vardır. Bu kargalar tuhaf tekerlemelerle konuşur, gaipten haber verir, göründüğü kişilere ecel vaktini bildirirler. Yezidiler bu konuşan kargaların aslında yedi-baş melek olduğunu söyler…”

Jerom araya girdi:

“Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail, Rafail, Dedrail ve Şemkel.” Cevher bildiklerinin son kırıntısını da aktarmak üzere tekrar fısıldadı. Alevlerin ışığı dipsiz gözlerini bir söndürüp bir yakıyordu.

“Çarşamba Babası sönmüş mumlar, güvercin boku ve taze cevizler gibi kokar. Kimileri başka kokulardan da bahseder. Karşına çıkacağı zaman tuhaf bir koku kaplar evvela ortalığı. Gece gelir. Adamı uçuruma, dağa, akarsuya çekip öldürür.”

Derin bir sessizlik çöktü. Sadece rüzgârın aşağıdaki loş vadilerden, uğuldayan ormanlardan, kara taşların altından koparıp getirdiği tiz feryat vardı. Jerom başını eğmiş düşünüyordu. Zarif, kollarında sayıklayan sarı saçlı çocuğa şimdi nefretle bakıyor, kendilerine musibet çağırıp duran şu küçük ağzı koparıp yırtmak için Ağasından izin bekliyordu. Uzun süre kimse konuşmadı. Etraflarında gürleyen Anadolu’yu dinlediler.

Deli Gücük: Osmanlı Taşrasından Dehşet ve Korku Hikayeleri, Kamra Yayıncılık

Deli Gücük: Düğümler – Kısım 1

…Akçeleri az, yükleri kıymetli olduğu için mümkün olduğunca hızlı ve gizli gidiyorlardı. Cevher Ağa, Urum diyarının tüm patikalarını, tüm pınarlarını bilirdi. Onları kimselerin bilmediği sallantılı tahta köprülerden, daracık keçiyollarından yürüttü. Abanoz renkli çakıllarla kaplı ovalardan, kızıl kayalarla bezeli tepelerden, tuzlu topraklardan geçtiler. Tepelerin zirvesinde yıkık dökük eski hisarlar, yosun tutmuş surlar onları izledi sessizce. Nesturi köylerinin yakınından yürüdüler. Buzağılara binmiş Ermeni oğlanları, çengiler çalan Kürt kızları gördüler. Allah’dan bir zarar gelmez, gelirse Şeytan’dan gelir diye, sırf korkularından Şeytan’a ibadet edip, ateşe tapan eski Yezidi köylerinden geçtiler. Gözlerinin rengi bilinmez bir sebepten solup kaçmış Yezidiler onlara baktı uzaktan.

Anadolu derindi. Anadolu engindi.

Geceleri engin yıldızların altından ateş yakıp kahve höpürdettiler, midelerini tütün dumanı ile doldurdular. Çerkez oğlan ilk birkaç gün iyiydi. Su içti. Zarif’in kendisine sabırla içirdiği çorbayı yudumladı. Ancak Anadolu’nun içlerine indikleri geceden itibaren anlaşılamaz bir şekilde ateşi yükseldi. Tuhaf bir humma haline kapıldı. Böylesini hiçbiri daha evvel görmemişti.

Beti benzi atmış olan oğlan sanrılar içinde kıvranıyor hep aynı… Hep aynı sözü, anlamsız bir kelimeyi sayıklıyordu. İltihaplanmadan şüphelenen Zarif’in ve Jerom’un tüm çabalarına rağmen oğlanın ateşi bir türlü düşmüyor, tam anlaşılamayan, ama mütemadiyen zikrettiği o tek kelimelik sayıklaması bir türlü geçmiyordu.

“Ne diyor sahi bu?” diye sordu Jerom bir gece, bakır leğendeki yağlı çorbayı, yeşil yeşil küflenmiş kaşar ile mideye indirirken.

“Sürekli aynı kelimeyi söylüyor sanki. Ecdadımıza mı sövüyor?”

Deli Gücük: Osmanlı Taşrasından Dehşet ve Korku Hikayeleri, Kamra Yayıncılık

Zendikar: A Card…

Zendikar

  • Bir kart Magic 2010‘daki rare bir kartla two-card kill combo yapabilecek.
  • Bir kartın 14/1 token yapma kapasitesi olacak.
  • Bir yaratık kendisi feda edildiğinde bir planeswalker‘ı graveyard‘a yollayabilecek.
  • Bir kart efsanevi bir ahtopot
  • Bir kart mana ödemeden library‘den oyuna creature koymaya izin verecek.
  • Bir kartın reminder text‘inde “The land continues to burn…” ifadesi yer alacak.
  • Bir kart 8 manaya 4 adet 4/4 flier sahip olmaya imkan verecek.
  • Bir yaratığın rules text‘inde “you win the game.” cümlesi yer alacak.
  • Bir kartın cycle‘ı yıllardır oyuncuların Wizards‘a basın diye yalvardığı bir kart olacak.

Bunlar da şimdilik sadece isimleri açıklanan bir kaç Zendikar kartı:

  • Electropotence
  • Grappling Hook
  • Journey to Nowhere
  • Lotus Cobra
  • Sphinx of Lost Truths
  • Vampire’s Bite

Haftaya daha fazla bilgi, açıklama gelecek Zendikar‘la ilgili. Beni izlemeye devam edin.

Zendikar: Fat Pack

Zendikar Fat Pack

Bu iştah açıcı kutunun içeriği de şöyle:

Zendikar Fat Pack İçeriği

  • 8 adet Zendikar booster pack
  • Panaromik çizimli bir kart kutusu
  • Zendikar Player’s Guide
  • “Nasıl Oynanır?” kitapçığı
  • Path of Planeswalker‘dan alıntı (Path of Planeswalker‘ın tam versiyonu 8 sayıdan oluşan bir 160 sayfalık çizgi roman. 2010′da piyasada olacak.)
  • Zendikar Life Counter
  • 40 adet full-art basic land

Zendikar: Intro Packs

Basic landler ve booster packlerden sonra intro packlerin neye benzeyeceği belli oldu. Intro packler 41 karttan oluşan preconstructed decklerdir. Yeni başlayan oyunculara yönelik hazır destelerdir. Piyasaya çıkmadan önce paket içerikleri de açıklanır.

Zendikar Intro Pack-1

Zendikar Intro Pack-2

Zendikar Intro Pack-3

Zendikar‘la birlikte epey bir vampir geliyor anlaşılan…

Zendikar Intro Pack-4

Zendikar Intro Pack-5

Zendikar Intro Box

Largest and Smallest

Largest and Smallest

I’ll be working on the largest and smallest objects in the universe – supercluesters and neutrinos. I’d like you to handle everything in between.

Zendikar: Booster Packs

Basic landlerden sonra şimdi de booster packlerin nasıl olacağı açıklandı WotC tarafından. Booster packlerin üzerindeki resimler aynı zamanda kartlarda kullanılan resimler olduğundan bize çıkacak olan setle ilgili ipuçları veriyor. Bu bakımdan booster packlerin nasıl olacağı merak uyandırmış her zaman.

İlk paketteki hatunu daha önce de görmüştük. Xbox için çıkan Duels of the Planeswalkers oyununda görmüştük. Kendisi Zendikar‘la gelecek olan bir planeswalker:

Zendikar Booster Pack-1

Zendikar Booster Pack-2

Zendikar Booster Pack-3

Ve Chandra Nalaar ablamıza tekrar merhaba diyoruz:

Zendikar Booster Pack-4

Zendikar Booster Pack-5

Bu da 36 paket içeren booster box‘ımız:

Zendikar Booster Box

Zendikar prerelease‘leri 25-26 Eylül tarihlerinde yapılacak. Eylül‘ün ilk haftasından itibaren de MtGSalvation‘da spoiler listesi yayınlanmaya başlar.

Rorschach Günlükleri – 1

Rorschach’ın Günlüğü, 12 Ekim 1985.

Bu sabah sokakta köpek leşi var. Parçalanmış karnında lastik izleri. Bu şehir benden korkuyor. Gerçek yüzünü gördüm. Sokaklar kanla dolu büyük birer oluk. Lağımlar sonunda tıkandığında tüm sıçanlar boğulacak. Bütün seks ve cinayetlerinin birikmiş pisliği bellerine kadar geldiğinde, orospular ve politikacılar yukarı bakıp “kurtar bizi” diye bağıracaklar… Ben de aşağı bakıp “hayır” diyeceğim. Hepsinin seçme şansı vardı. Babam ya da Başkan Truman gibi iyi insanların ayak izlerini takip edebilirlerdi. Alın teriyle kazanmaya inanan dürüst insanların. Onun yerine, şehvet düşkünlerinin ve komünistlerin peşinden gittiler. Yolun uçuruma çıktığını çok geç olana kadar fark etmediler. Bana seçme şansları yoktu demeyin. Şimdi tüm dünya, bütün o liberaller, entellektüeller ve tatlı dilli herifler uçurumun kenarında duruyor ve aşağıya, cehenneme bakıyor… Ve bir anda kimsenin aklına söyleyecek bir şey gelmiyor.

– Rorschach

Brothers And Sisters

Brothers and Sisters

Amen! Quarks.

Sonraki Sayfa »


Schwanzerberg’s Tweets

  • Son anda çıkarılan, plan program iptal ettiren emrivaki işler kadar nefret ettiğim bir şey yok. Kayseri seferine katılamıyorum. :/ 2 days ago
  • Celadet Bedirxan'a inat Kurmancî'yi de Hatt-ı Kur'an'la yazacağım. http://t.co/VyQSFZyt Alfabêya kurdî û Bingehên gramera kurmancî 3 days ago
  • Milliyetçilik: Türkiye Müslümanlarının en büyük sorunu http://t.co/SjlNZoYi "Hepimiz Ermeni'yiz" sözünden niye rahatsız oluyorlar? - Milat 3 days ago
  • Kemalist rejimin başından beri çifte zulüm gören Kürtlere sahip çıkmayan Müslüman Türkler... Üzerinizde büyük vebal var, haberiniz olsun. 6 days ago
  • Kadir Mısıroğlu toplumdaki putları yıkmaya devam ediyor. Canlı yayın ama son yarım saat http://t.co/oToVyGOt 1 week ago
  • Ecnebinin "motivational poster" dediği şeyden yaptım: http://t.co/DqZCVXD9 Arab Revolutions | http://t.co/TfUcpw9U Muslims @selman_maltas 1 week ago
  • Sapan meraklısı varsa shipping'i paylaşacak birini arıyorum. http://t.co/TCq6GyFV Laser Slingshot 1 week ago
  • Hahah :D İşte hastası olduğumuz Kemalist kafası. RT @eminimsi: Yanımdaki bayan; Keşke Silivri'ye de böyle kalabalık yürüyebilsek 1 week ago
  • Sınavım yüzünden bugün @16temmuzgh ile birlikte #hrantdink yürüyüşüne katılamadım ama desteğim ve dualarım onlarla birlikte. 1 week ago
  • Haftaya cumaya kadar 2 bayrak -biri Filistin bayrağı- hazırlamam şart. Onlarca pankartın anlatamadığını 2 bayrak anlatacak. #27Ocak #Kayseri 1 week ago

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.